TEB 38.DÖNEM 2. BÖLGELERARASI TOPLANTI KONUŞMA METNİ

Merkez Heyetimizin Değerli Başkan ve Yöneticileri,
Saygıdeğer Oda Başkanları ve Yönetim Kurulu Üyeleri ,
Ecza Kooperatiflerimizin Değerli Temsilcileri
Değerli Meslektaşlarım,
Şahsım ve Adana Eczacı Odası Yönetim Kurulu adına hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.
Konuşmama başlarken, Merkez Heyetimizin Değerli Başkan ve Yöneticilerine yapmış oldukları özverili çalışmalardan ve özellikle 6197 sayılı yasada yapılan değişiklikler ve sonrasında yönetmelik değişiklikleri ile ilgili harcamış oldukları emeklerden dolayı teşekkür ederim.
Yapılacak olan Yönetmelik değişikliği ile ilgili Türk Eczacıları Birliği’ne görüşlerimizi bildirmiş olmakla birlikte bazı konuların altını tekrar çizmek istiyorum.
Öncelikle Sayın Genel Sekreterimizin sunumunda belirttiği 2. Eczacı çalıştırma zorunluluğu ile ilgili olarak, belirlenecek cironun reel duruma uygun olması gerektiğini ve bu rakamın yıllık 3 milyon TL’nin altında olması durumunda oluşacak eczacı ihtiyacını karşılama konusunda aksaklıklar yaşanacağını düşünüyoruz.
Eczane çalışma gün ve saatlerinin belirlenmesi ve nöbet listelerinin hazırlanması ile ilgili olarak ise Eczacı Odalarımızın Sağlık Müdürlükleri ile yaşadıkları sorunları ortadan kaldırması bakımından Sayın Genel Sekreterimizin sunumunda belirttiği Türk Eczacıları Birliği’nin görüşü alınarak kurumun kararı ile uygulamanın belirlenmesi istediğimiz ve desteklediğimiz bir yöntemdir.
Yine Yönetmelikle sağlık birimiyle aynı bahçe, bina ya da müştemilatta olan ve ruhsat almış eczanelerin kurumun belirlediği 18 ay Türk Eczacıları Birliği’nin önerisi ile 24 ay içerisinde kapanacak olması, bir çok eczacının sorun yaşamasına neden olacağından bu konumda bulunan eczanelere de imarı olmayan, ruhsatsız binalara açılmış olan eczanelere tanınan hakkın tanınması gerektiğine inanıyoruz.
Önemsediğimiz diğer bir konu ise, yerleştirme puanı hesaplaması sırasında yeni eczacıların eski eczacılara göre yaşayabilecekleri mağduriyetin mutlaka minimuma düşürülmesi gerektiğini düşünüyoruz.
Değerli Meslektaşlarım,
Konuşmama Yönetmelik ile ilgili düşüncelerimizin ardından, yaklaşık birkaç yıldır eczacılarımızın gündeminde bulunan konular hakkında ki görüş ve düşüncelerimizi sizlerle paylaşarak devam etmek istiyorum.
Öncelikle eczacı örgütleri olarak her zaman övündüğümüz, bizi diğer örgütlerden ayırdığına inandığımız örgütlü mücadele bilincinin ve dayanışma kültürünün bu dönem zarar gördüğüne inanıyoruz.
Hepinizin hatırlayacağı gibi kısa zaman önce %4 ve %7 ticari ıskontoların kaldırılması ve ardından eczane stok zarar faturalarının dağıtım kanallarına teslim edilmesi ile ilgili iki ayrı süreç yaşandı. Bu iki olayın da bize göre ortak yanı, örgüt tabanlı gücümüzü kullanarak, yaşanan olumsuzlukları eczacılarımızın lehine çevirme gayretiydi. Fakat iki olayda da hedeflediğimiz sonuçlara ulaşamadık.
Konu ile ilgili bir çok şey söylenebilir, ister Türk Eczacıları Birliğinden Eczacı Odalarına yansıyan bir başarısızlık, isterse Eczacı Odalarından Türk Eczacıları Birliğine yansıyan bir başarısızlık olsun, sonuç itibari ile örgütlü mücadele tarihimiz içinde eylem birliğinin tartışılır kılındığı bir dönem olarak yerini almıştır.
Bugün eczacı örgütleri olarak sergilediğimiz dağınık görüntü eczacılarımızı karamsarlığa, umutsuzluğa iterken, örgütlü mücadele gücüne olan güvenlerinin de azalmasına neden olmaktadır.
Bundan sonraki süreçte Türk Eczacıları Birliği bu tür stratejik kararları alırken tüm nesnel şartları en küçük ayrıntısına kadar değerlendirmeli, tüm Eczacı Odalarımızın fikrini almalı, Eczacı Odalarımız ise alınan bu kararlara mutlak suretle sahip çıkmalı, eczacılarımızın alınan bu kararlara en geniş katılımla destekleri sağlanmalıdır.
Değerli Meslektaşlarım,
Sözlerime Adana Eczacı Odasının eczane stok zararları ile ilgili düşüncelerini aktararak devam etmek istiyorum.
Verilen sözlere ve Türk Eczacıları Birliği tarafından gerçekleştirilen yoğun çalışmaların sonucu olarak, gerek Sağlık Bakanlığının gerekse Sosyal Güvenlik Kurumu’nun konu ile ilgili yasal düzenlemeleri yapmasına rağmen, hala eczane stok zararlarımızdan doğan kayıplarımız karşılanmamıştır.
Öncelikle belirtmek isterim ki, Türk Eczacıları Birliği tarafından eczane stok zararlarının ilaç takip sistemi üzerinden, verilerin toplanarak karşılanması yöntemi bizimde Adana Eczacı Odası olarak doğru bulduğumuz bir yöntemdir. Aynı zamanda bu yöntemle haftalık ilaç fiyat düşüşlerinden kaynaklı eczane stok zararlarımızın telafisi de mümkün olacaktı.
Bize göre stok zararlarının karşılanması ile ilgili en büyük eksiklik, Sağlık Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumu’nun yaptıkları yasal düzenlemelerin arkasında durmamasıdır. Bugün bizimde içinde bulunduğumuz 3 - 4 Eczacı Odasının konu ile ilgili hukuksal süreçleri başlattığını biliyor ve konunun yargı kararıyla önümüzdeki dönemde netleşeceğini düşünüyoruz.
Bundan sonraki süreçte Türk Eczacıları Birliği tarafından yapılacak girişimler ile Sağlık Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından, ilaç firmaları ve dağıtım kanallarının, yapılan yasal düzenlemelere uygun hareket etmeleri sağlanmalı, sağlanamıyor ise bu yöntemde çok da ısrarcı olmadan bundan sonraki süreçte oluşacak eczane stok zararlarımızın telafisi için, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından eczacılarımıza 30 yada 45 günlük bir geçiş süreci tanınarak, bu sorunun ortadan kaldırılmasına çalışılmalıdır.
Değerli Meslektaşlarım,
Eczacılarımızın yaşadığı bir diğer sıkıntı ise hepimizin bildiği gibi kamu kurum ıskontolarının eczaneler üzerinden uygulanması sonucu yaşanan ciro kayıplarından kaynaklı eczane ekonomilerindeki daralmadır. Gelinen noktada, eczacılarımızın kamu kurum ıskontolarının eczanelerimiz üzerinde oluşturduğu ekonomik kayıplara dayanacak güçleri kalmamıştır.
Sayın Genel Sekterimizinde sunumunda belirttiği gibi kamu kurum ıskontolarının kaldırılmasına yönelik çalışmaların Türk Eczacıları Birliği tarafından yapıldığını bilmekle birlikte konu ile ilgili bir an önce sonuç alınması gerektiği yine Genel Sekreterimizin sunumunda belirttiği ve eczanelerin gelirlerini gösteren tablodan da anlaşılmaktadır.
Bu veriler ışığında 4 - 5 bin eczanemizin fiili olarak faaliyetlerini devam ettirmekle birlikte ekonomik olarak ciddi sıkıntı içinde oldukları reel bir durum olarak karşımızda durmaktadır.
Her ne kadar eczane ekonomilerine katkı sağlamak adına özellikle son dönemde ilaç dışı sağlık ürünlerinin eczanelerimizde satışlarını artırmak için yoğun çaba harcanıyor ise de, uzun vadede eczacılık mesleğinin varlığının ve eczane ekonomilerinin ilaç ve reçeteye bağımlı olduğunu, bu eczanelerimizin ekonomik olarak ayakta kalabilmeleri için doğru adresin Sağlık Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumu olduğunu düşünüyoruz.
Bu anlamda;
· Kamu kurum ıskontolarının eczaneler üzerinden uygulanmasına son verilmesinin sağlanması,
· İlaç fiyat kararnamesinde yeni bir düzenleme yapılarak eczacı kar oranlarının arttırılması,
· 2012 İlaç Alım Protokolüne göre eczacılarımıza verilen hizmet bedelinin kademeli olarak arttırılması,
başlıkları eczane ekonomilerini rahatlatacak ve bugüne kadar ki hak ihlallerinin geri dönüşümünü sağlayacak yöntemler olarak hedeflenmelidir.
Değerli Meslektaşlarım,
2012 İlaç Alım Protokolünün 3.7 maddesi gereğince, Odamız tarafından da uygulanan reçete dağıtım sistemleri ile ilgili bazı sorunlarımıza da değinmek istiyorum.
Öncelikle Türk Eczacıları Birliği ‘ne reçete dağıtımı ile ilgili olarak 2012 Sosyal Güvenlik Kurumu İlaç Alım Protokolü öncesi ve sonrası gerçekleştirdikleri başarılı çalışmalarından dolayı teşekkür ederim. Adana Eczacı Odası olarak reçete dağıtımlarının önemini biliyor ve elimizden geldiğince sorunsuz bir şekilde reçete dağıtımlarını uygulamaya çalışıyoruz. Ama bugün bu konu ile ilgili olarak Odamız aleyhine açılmış 5 ayrı dava bulunmaktadır. Bu davalardan 3 tanesine İdare Mahkemeleri tarafından yürütmeyi durdurma kararı verilmemiş, açılan 2 davada ise yürütmeyi durdurma kararı verilmiş olsa da Eczacı Odamızın itirazı ile birlikte Bölge İdare Mahkemesi tarafından yürütmeyi durdurma işlemleri iptal edilmiştir.
Böylesi bir dönemde bizi en çok üzen ve sürece zarar veren şey, Odamıza karşı açılan davalarda İstanbul Eczacı Odasının web sayfasına koymuş olduğu dağıtım sistemi ile ilgili bir yazının, bu davalara aleyhde dayanak teşkil eden belgelerden biri oluşudur. Reçete dağıtım sistemini uygulasın yada uygulamasın tüm Eczacı Odalarımızın dağıtım sitemine zarar verecek yazılı açıklamalardan kaçınmalarını ve bu sisteme sahip çıkma gerekliliğini bu kürsüden yinelemek isterim.
Değerli Meslektaşlarım,
Tüm Eczacı Odalarımızda olduğu gibi bölgemizde de muvazaalı eczane açma girişimlerinde ciddi bir artış yaşanıyor. Son bir yıl içerisinde 7 tane muvazaalı eczane açma girişimi olmuş, bunlardan 4 tanesinin muvazaalı eczane açmaları Odamız tarafından engellenmiş, 3 başvuru dosyası ise Türk Eczacıları Birliği ve Sağlık Bakanlığı tarafından oluşturulan komisyona gönderilmiştir. Komisyon bunlardan 1 tanesine muvazaalı kararı vermiş diğer 2 dosya için ise muvazaalı olmadıkları gerekçesiyle ruhsat çıkartılması için Sağlık Müdürlüğü’ne yazı yazmıştır.
Fakat bugün gelinen noktada, yine Sağlık Bakanlığı’nın oluru ile komisyon tarafından muvazaalı olmadığı söylenen eczaneden birinin ruhsatı iptal edilmiştir.
Türk Eczacıları Birliği’nin muvazaa ile ilgili dosyalara hassasiyet ile yaklaştığını biliyor ve inanıyoruz. Fakat bizim Türk Eczacıları Birliği’nden beklentimiz ve isteğimiz komisyon içi görüşmelerde Sağlık Bakanlığı yetkililerini ikna etmeleri konusunda daha ısrarcı davranmaları ve bizlere daha fazla destek olmalarıdır.
Değerli Meslektaşlarım,
Son olarak Bölgelerarası toplantılarda yapılan atölye çalışmaları hakkında görüş ve düşüncelerimizi sizlerle paylaşmak istiyorum.
Türk Eczacıları Birliği tarafından bölgelerarası toplantılarda yapılan atölye çalışmalarının düşünsel olarak verimli olduğuna inanıyor fakat atölye çalışmaları sonrası hazırlanan raporların Eczacı Odalarımızın uygulayabileceği hale getirilemediğini düşünüyoruz.
Bu bölgelerarası toplantımızda gerçekleştirilecek olan “eczane hizmetlerinde karşılaşılan etik sorunlar ve çözüm önerileri” konulu atölye çalışmasını oldukça önemsiyoruz. Pratikte tüm Türkiye’de olduğu gibi bölgemizde de eczane ekonomilerinde yaşanan daralma ile paralel olarak etik bozulmalar çoğalmış fakat yasal düzenlemeler çerçevesinde Eczacı Odalarımızın yaptığı denetlemelerde yeterli sonuca ulaşılamadığı gibi, Oda haysiyet divanı tarafından verilen cezalar da bu konuda caydırıcılıktan uzak kalmıştır.
Aile Sağlığı Merkezleri ve Hastanelerle ilgili karşılaştığımız etik dışı uygulamalara açılan soruşturmalarda, özellikle Sağlık Müdürlüklerinin verdiği destek oranında başarılı olunabilmekte, böylece Eczacı Odalarımız mesleki etik kuralları dışındaki davranışlarla ilgili mücadelede yeterli başarıya ulaşamamaktadır. Bu anlamda bu atölye çalışmasından çıkacak sonuçların etik dışı ile tutarlı mücadele konusunda Eczacı Odalarımızın elini güçlendirecek şekilde hukuksal bir zemine oturtularak sonuca bağlanmasını bekliyoruz.
Değerli Meslektaşlarım,
Konuşmama son verirken Afyonkarahisar Eczacı Odamızın Değerli Başkanına, Yöneticilerine ve Afyonlu meslektaşlarıma misafirperverliklerinden dolayı teşekkür eder,
Günümüzde yaşanan kitlesel savaşların gölgesinde barışın, kardeşliğin ve demokrasinin temellerinin atılacağı aydınlık bir gelecek umuduyla hepinize sevgi ve saygılarımı sunarım.

hack 2018 cpanel alma cavdar59 sunucu root işlemi portsuz backconnect olma litespeed c1 bypass method cavdar599 litespeed config okuma cavdar59 hacklink shell script