"BİRLİKTE YÖNETELİM" VE BİR DÖNEMİN BİLANÇOSU

Değerli Meslektaşlarım,
İlaç ve eczacılık alanında yaşanan değişimin ekonomik olarak yakıcı etkileri her geçen gün artarak devam ediyor. Özellikle son yıllarda eczanelerimizde yaşadığımız ekonomik sorunların ve çözümlerinin merkezileşmesiyle birlikte Türk Eczacıları Birliği'nin ve Eczacı Odalarının; yaşadığımız sorunlara karşı, tavır ve tutumları, olaylara yaklaşımları, mesleki politikaların oluşumunda vermiş oldukları katkılar ciddi oranda önem kazanmıştır.
Her ne kadar bu gün eczacılığın konjonktürel ve yapısal sorunları ile bunların çözümleri biliniyor olsa da, maalesef çözüm noktasında yeterince yol kat edilememesinde bu tür örgütsel eksiklerimizin de önemli oranda rolü olduğu unutulmamalıdır.
Bu anlamda yakın zamanda Eczacı Odalarımızda ve ardından TEB’de yapılacak seçimleri bir şans olarak değerlendirip hep birlikte yeni ve umutlu bir dönemin başlamasını sağlamamız, bu saygın mesleğe olan borcumuzun diyetidir. İşte tam da burada tüm eczacı örgüt yöneticilerinin; 24.406’sı yeni ifade şekli ile Halk Eczanesi işleten, Kamu ve Özel hastaneler ile Sağlık Bakanlığı, SGK ve Ecza depolarında görev yapan yaklaşık 3.000 eczacı ile birlikte toplam 31.399 eczacımızın ve 6.585 eczacılık fakültesi öğrencisinin yaşanan sorunların çözümüne yönelik somut adımlar atılmasını ve geleceğe umutla bakabilmeyi talep ettiklerinin unutmaması gereklidir.
Geçmişte mesleğimizde yaşanan sıkıntılı süreçler irdelendiğinde, her zaman doğru bir çıkış yolu bulunduğundan hareketle bugün yaşanan sıkıntılarımıza da yine bizlerin; yönetimler ile üyeler arasında güven bunalımını aşmaya yönelik sağduyulu yaklaşım sergileyen, ortak hareket ve karar alma mekanizmalarını sağlıklı işleterek etkin bir yönetim anlayışını benimseyen, diyalog ve eleştiri kanalları açık, güçlü ve kararlı bir örgüt yapısı ile sağlam bir örgüt bilinci oluşturmayı hedefleyen bir fikir birliği doğrultusunda çözüm bulacağımıza olan inancımı bir kez daha belirtmek isterim.
Bunu sağlayabilmek içinde öncelikle eczacıların ve eczacı odalarının mesleki hiyerarşi içerisinde doğru konumlanması ve doğru etkiyi yaratabilmesi gerekiyor. Fakat özellikle son dönem yaşananlar maalesef eczacılarımızın sadece alınan kararları uygulama noktası olarak görüldüğü ve olası başarısızlıklarda başarısızlık nedeni olarak saptandığı bir dönem olarak hafızalarımızda yerini aldı. Eczacı Odalarımız açısından bu değerlendirme yapıldığında ise özellikle mesleki politikaların eczane pratiklerinde hayat bulması noktasında verimli bir dönemin yaşandığını söylemek pekte mümkün görünmüyor.
Değerli Meslektaşlarım,
İşte tüm bu beklentiler içerisinde yaklaşık üç ay sonra tüm Eczacı Odaları’nda olduğu gibi bölgemizde de seçimli genel kurulumuz yapılacak. Eczacılarımız, eczacı odamızda görev yapacak yeni yöneticilerini belirleyecekler.
Eczacılarımızın alternatifler içerisinden kendilerine ve mesleğe hizmet üretmek için, Eczacı Odası’nı emanet edebileceği yöneticilerini belirlerken, bunu her dönem yaptığı gibi en doğru şekilde yapacağına olan inancımı yineleyerek, amacın hizmet olduğu demokratik bir yarışta sonuç ne olursa olsun olgunlukla karşılanması ve eczacılarımızın verdiği veya vereceği kararlara saygı duyulmasının gerekliliğinin de altını çizmek istiyorum.
Bizler demokrasiye inanıyoruz. Demokrasilerde insanların seçme ve seçilme hakkının olduğunu, iktidar kadar muhalefetinde olması gerektiğini, üretilen hizmetin kalitesinin de doğru bir muhalefet ile arttığını biliyoruz. Bu anlamda birlik ve beraberlik terimlerinin kişilerin seçme ve seçilme hakkını kısıtlayan bir unsur olmadığından hareketle, aynı hedefe değişik söylemlerle ilerleyen farklı yapıların, örgütsel zenginliğimiz olarak değerlendirilmesinin gerekliliği açıktır.
Bu inançlarımız doğrultusunda, 24-25 Eylül 2011 tarihinde yapılan seçimli genel kurulumuzda ayrımcılık yapmadan, tüm meslektaşlarımızın bizim için bir dost ve yol arkadaşı olduğunu söyleyerek ‘Birlikte Yönetelim’ sloganı ile yola çıkan bizler, göreve geldiğimiz günden itibaren tüm eczacılarımızın görüş ve düşüncelerine değer veren, açık bir yönetim anlayışını hayata geçirmeye çalıştık. Ama maalesef eleştiri ile hakaretin birbirine karıştığı durumlarda ise Adana Eczacı Odasının kurumsal kimliğini korumak yine bizlere düştü.
Bu dönem önceliklerimizden bir tanesi Eczacı Odamızın kurumsal kimliğini güçlendirmek ve oda personelimizin görev tanımları içerisinde konularında uzmanlaşmalarını sağlamak olmuştur.
Özellikle eczacılarımızın duyduğu ihtiyaçtan kaynaklı olarak Eczacı Odamızda danışman eczacımızın göreve başlaması yine bu kurumsal yapının güçlendirilmesi adına yapılan bir uygulamadır. Bugün danışman eczacıya duyulan ihtiyacın artması ve eczacılarımızın bu konuda ki yoğun istekleri doğrultusunda odamızda ikinci eczacımız göreve başlamıştır.
Eczacı odaları tarafından kurulması gereken iktisadi işletme yine bu dönem yönetim kurulumuz tarafından kurularak faaliyete başlamıştır. Bu sayede Eczacı Odamızın kurumsallaşması adına, önemli adımlardan biri daha atılmış oldu.
Gerek mali konularda gerekse hukuki konularda oda web sayfamızda oluşturduğumuz soru cevap bölümü ile mali müşavirimiz ve oda avukatımız kanalıyla eczacılarımıza ayrı bir hizmet verilmesi yine bu danışmanlık kapsamında değerlendirilmelidir.
Eczacı Odamızın gelir gider dökümleri sadece genel kurullarda değil yine oda web sayfamızdan ortalama 4 ayda bir eczacılarımıza sunularak bu konuda şeffaf bir yaklaşım sergilenmiştir.
Yılardır bölge eczanelerimizde sorun teşkil eden miadı dolmuş ilaçlar eczanelerimizden toplanarak , Eczacı Odamız aracılığı ile lisansl bir kuruluş tarafından imha ettirilmiştir. Bu uygulama ile yaklaşık iki ton miadı dolmuş ilaç imha edilerek, doğaya olan zararları engellenmiştir.
Kozan ve Ceyhan temsilciliklerimiz mekân olarak eczacılarımızın bir araya gelerek mesleki ya da sosyal sorunları tartışabilecekleri konumdan uzaktı.
Bugün Ceyhan ve Kozan ilçelerimizde, Eczacı Odamıza ve meslektaşlarımıza yakışan nezih mekânlar kazandırmanın mutluluğunu yaşıyoruz.
Geçmiş yıllarda eksikliğini duyduğumuz ve Eczacı Odasından uzak kalan genç eczacılarımızın, kurmuş olduğumuz gençlik komisyonu bünyesinde birbirleriyle iletişim kurmaları, Eczacı Odası çatısı altında kendi örgütlerini tanıyarak daha fazla görev almaları sağlanmıştır.
Nöbet hizmetleri ile ilgi olarak yasal mevzuat gereği Sağlık Müdürlüğü’nün eczanelerde bulunmasını istediği nöbetçi eczaneleri gösteren ışıklı levhaları Eczacı Odamız tarafından yaptırılarak eczacılarımıza dağıtılmıştır. Yine nöbet hizmetleri ile ilgili olarak şehrin değişik yerlerine yerleştirmeyi planladığımız nöbetçi eczane gösterir totemlerden iki tanesini Seyhan ve Yüreğir ilçelerimize yerleştirilerek hastalarımızın nöbetçi eczaneye ulaşma konusunda yaşadıkları sıkıntılar azaltılmaya çalışılmıştır.
Yönetim Kurulumuz tarafından eczanelerimizin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntılar göz önüne alınarak her dönem oda aidatının 15 katı olarak belirlenen oda giderlerine katkı payının, 2013 yılı için 10 katı olarak alınmasına karar verilerek eczacılarımıza küçük de olsa ekonomik fayda sağlanması amaçlanmıştır.
Yine Türkiye’de ilk kez, bölgemizde günübirlik kapsamında tedavi gören onkoloji hastalarımızın yaşadığı mağduriyetleri gidermek için Başkent ve Numune Araştırma ve Uygulama Hastaneleri’mizde imzalanan protokol sonrası ilaç temin bürosu kurularak hastalarımızın mağdur olmadan ilaca ulaşımı ve eczaneler arasında yaşanan etik bozulmaların önüne geçilmesi hedeflenmiştir.
Eczane denetlemeleri, meslek içi eğitim programları ve muvazaa ile mücadeleye bu dönem daha çok emek harcanmış ve özellikle muvazaa konusunda önemli sonuçlar alınmıştır.
Tüm bu çalışmaların yanı sıra bu dönem yoğun bir şekilde hukuksal mücadelelerin verildiği bir dönem olarak hafızalarda yerini aldı.
Bu hukuksal süreçler içerisinde eczane açma kapama gün ve saatleri ile ilgili olarak açılan davalar, 2012 yılı ilaç alım protokolü reçete dağıtım maddesi aleyhine açılan davalar ve 2011 yılı KKİ artışı ile ilaç fiyat düşüşlerinden kaynaklı eczane stok zararlarının ödenmemesi gerekçesi ile dağıtım kanalları ve ilaç firmaları aleyhine açılan davalar gündemimizde ciddi anlamda yer oluşturdu.
Tüm bunlarla birlikte bölgemizde akademik meslek örgütleri ile daha sık bir araya gelerek görüş alışverişinde bulunulduğu gibi, birlikte bir çok kez ortak basın açıklaması yapılmıştır.
Türk Eczacıları Birliği’nin mesleki politikaları ile ilgili konularda ise kurumsal kimliğe zarar vermeden, yönetsel anlamda eleştirilmesi gerektiğinde eleştiren, takdir edilmesi gereken durumda takdir eden ama asla kişiselleştirmeden, herhangi bir gerekçe ile şovenist bir söylem içine girmeden, eczacılarımızın ve mesleğimizin sıkıntılarını dillendirmeyi görevimiz olarak kabul edip o yönde de tavır sergiledik.
Değerli meslektaşlarım,
Dün ve bugün olduğu gibi bundan sonraki süreçte de, merkezinde eczacı ve eczalık olan, hiçbir ayrım yapmadan tüm meslektaşlarına aynı mesafede duran, geçmişin birikimlerine sahip çıkarak gençliğin dinamizmine gerekli önemi veren, ‘Birlikte Yönetelim’ ilkesinden taviz vermeden, Adana eczacısına ve Adana Eczacı Odası’nın kurumsal kimliğine yakışır bir yönetim anlayışı ile yolumuza devam edeceğimizi sizlerle paylaşmak istiyorum.
Bu vesile ile mesleğimizin aydınlık geleceği için bizlerle yol yürüyen, eleştiri ve tavsiyelerini bizlerden esirgemeden yolumuza ışık tutan tüm meslektaşlarımıza Yönetim Kurulum adına bir kez daha sevgi, saygı ve şükranlarımı sunuyorum.