TEB 39.OLAĞAN BÜYÜK KONGRE KONUŞMASI

Divanın Değerli Başkan ve Üyeleri

Merkez Heyetimizin Değerli Başkan ve Üyeleri

Eczacı Odalarımızın, Ecza Kooperatiflerimizin Değerli Başkan ve Yöneticileri

Saygıdeğer Delegeler,

Değerli Meslektaşlarım,

Şahsım ve Adana Eczacı Odası Yönetim Kurulu adına hepinizi sevgi ve saygı ile selamlıyorum.

Genel Kurulumuzun, mesleğimizin geleceğine yönelik kaygıları ortadan kaldıracak sonuçları doğurmasını temenni ediyor, geçmiş iki yıl içerisinde yaptıkları özverili çalışmalardan ötürü Merkez Heyetimizin Değerli Başkan Ve Üyelerine, Denetleme Kurulumuza, Yüksek Haysiyet Divanımıza ve Türk Eczacıları Birliği emekçilerine teşekkür ediyorum.

Sayın Divan

Değerli Meslektaşlarım

Mesleğimize dair düşüncelerimizi sizlerle paylaşmadan önce;

İçinde bulunduğumuz coğrafyada yıllardır savaş, acı ve kan üzerinden yeni bir Ortadoğu haritası oluşturma çabası içinde olan emperyalist ülkeleri ve bu savaş çığırtkanlığına taşeronluk ederek destek veren tüm ülke yöneticilerini bir kez de bu kürsüden kınıyorum.

Ayrıca,

· Ülkemizde siyasal hesaplaşmalar uğruna birçok aydın ve ilerici insanın özgürlüklerinden mahrum bırakılması,

· Demokratik açılım söylemleri ile başlayan ve bugün gelinen noktada ülkemizin doğudan batıya etnik bir ayrışmaya doğru sürüklenmesi,

· Taksim Gezi Parkı olayları ile başlayan protesto gösterileri sonrası alınan sert tedbir politikaları ve TMMOB’a bağlı bazı odaların işlevsizleştirilmesi ile sivil toplum kuruluşlarına yönelik değersizleştirme girişimleri,

evrensel hukuk, demokrasi gelenekleri ve insan hakları adına hayal kırıklığı yaratırken,

bunlarla birlikte her geçen gün ülkemizin karanlık bir geleceğe doğru sürüklenmesinin de kaygılarımızı biraz daha arttırdığının altını bir kez daha çizmek istiyorum.

Bugün siyasal ve ekonomik kutuplaşmanın gün be gün keskinleştiği, insanların birbirini bırakın anlamayı, dinlemediği bir dönemi yaşıyoruz.

Güçlünün güçsüzü ezdiği, küresel çıkarları uğruna insanların acımasızca toplu halde yok edildiği bir dünya düzenine maalesef ülke olarak bizlerde alet ediliyoruz.

Yaşanan bu süreçler insanları bencilce bireyselleştirirken bunun doğal sonucu olarak da ülkelerin ya da toplumların gelecekleri de birkaç kişinin muhafaza ettiği değer kalıpları ve siyasi fikirleri ile, ben-merkezci politikalarına bırakılır hale geldi.

Tüm bunların yanında toplumu oluşturan bizler ise gerek ülkemizde yaşanan siyasal gelişmeleri, gerekse mesleğimizde yaşadığımız tüm olumsuzlukları çok çabuk kabullenir ve benimser bir tavır ile içselleştirmeye devam ediyoruz.

Özellikle son yıllarda mesleğimizde yaşadığımız çıkmazların çözümü noktasında siyasal otoriteye karşı sessiz kalmamız ‘güçlü bir iktidar, istediğimizi alamayız, kızdırmayalım’ söylemleri bu kabullenişin birer göstergesi olarak tespit edilmelidir.

Buradan hareketle yeni dönem oluşacak merkez heyetimizin meslek örgütlerinin asli görevi olan meslektaşlarının hak ve çıkarlarını koruma noktasında daha kararlı bir duruş ile toplumsal yaşamı ilgilendiren konularda ise daha yüksek sesle ve halkın yanında net bir tavır sergilemesinin örgütsel bir zorunluluk olduğunu sizlerle paylaşmak istiyorum.

Sayın Divan

Değerli Meslektaşlarım

Hepinizin hatırlayacağı gibi kısa süre önce eczacı odalarımızda seçimli genel kurullar yapıldı. Yapılan bu seçimlerin hepimiz tarafından iyi algılanması ve sonuçları itibariyle eczacılarımızın bizlere verdiği mesajın iyi okunması gereklidir diye düşünüyorum.

Özellikle 2009 ve sonrası süreçte global bütçe uygulamaları ile 2005 öncesi dönemi aratır hale gelen bir dönem yaşanırken, sorunlara akılcı ve kalıcı çözümler bulmak yerine örgütler olarak enerjimizin kısır iktidar mücadelesi için harcanması, eczacılarımızın beklentilerini boşa çıkarmış, hayal kırıklığı yerini güven bunalımına bırakmış ve kurumsal imajımız kamu oyu nezdinde yıpranmıştır.

Bu anlamda; ülke genelinde yaşanan Eczacı Odası seçimleri, iktidarı ve muhalefeti ile Eczacı Odalarımızın Türk Eczacıları Birliği’nde oluşturdukları statükocu anlayışa karşı tabanın değişim isteği olarak algılanmalı ve bu genel kurulun da bu düzeltmeyi yapmak için iyi bir fırsat olarak değerlendirilmesi sağlanmalıdır.

Nitekim ;

· geçmiş yıllara şöyle bir bakınca üç dört yıldır yaptığımız toplantıların büyük bir kısmında kısır tartışmalar ve Eczacı Odası Yöneticilerinin taraftar edasıyla kürsülerde iktidarı yada muhalefeti destekler konuşmalarının toplantılarımızın klasiği haline geldiğini,

· Yine bu süreç içerisinde mesleğimizde yaşadığımız sıkıntıların tespiti hepimiz tarafından sürekli yapılırken, çözüm ve çözüm için yapılması gereken somut çalışmaların maalesef hep ikinci planda kaldığını,

· Yapılan hak arama mücadelelerinin de yine bu kısır iktidar çekişmeleri içerisinde başarısızlıkla sonuçlandığını,

sanırım hepimiz hatırlıyoruzdur.

Bu süreç sonuçları itibari ile bir yandan hak kayıplarımızın kronikleşmesine, diğer yandan da eczacılarımızın örgütlü güçlerine olan inançlarının zayıflamasına neden olurken, artan etik bozulmalardan da anlaşılacağı gibi bireysel çözüm arama yolunu seçen eczacılarımızın sayısı da her geçen gün biraz daha artmıştır.

İşte tam da bu nokta da, yeni oluşacak Merkez Heyetimizden öncelikli beklentimiz, yaşanan süreçlere paralel olarak ortaya çıkan ve eczacılarımızın geleceklerine dair umutlarının azalmasına neden olan, örgütsel zafiyetlerimizin ortadan kaldırılması adına daha çok emek harcamalarıdır.

Sayın Divan

Değerli Meslektaşlarım

Yeni oluşacak Merkez Heyetimizi gerçekten zorlu bir dönem bekliyor.

· Özellikle meslek örgütlerinin yetkilerinin tırpanlanmasına yönelik girişimler,

· Eczanelerimizin yaşadığı ve acil çözüm bekleyen ekonomik ve konjonktürel sorunlar,

· Yapılan yasal düzenlemeler sonucu ilaç ve eczacılık alanında yaşanan değişim ve bunun sonucu olarak önümüzdeki yıllarda karşımıza çıkacak olan başta istihdam olmak üzere yapısal sorunlar,

hep birlikte çözüm için planlama yapmamız ve başarılı bir organizasyonla aşmamız gereken sorunlar olarak karşımızda durmaktadır.

Özellikle eczane ekonomilerinin rahatlatabilmek için;

· 2012 Protokolünde de belirtildiği gibi KKİ uygulamalarının eczaneler üzerinden uygulanmasına son verilmesine,

· İlaç Fiyat Kararnamesinde belirtilen eczacı kar oranlarının arttırılmasına,

· Reçete başına verilen hizmet bedeli tutarının arttırılmasına ve bunun yanı sıra kutu başına bir hizmet bedeli alınmasına,

· 2011 Kasım ayında KKİ artışı ve İlaç Fiyat düşüşlerinden kaynaklanan Eczane Stok Zararlarının karşılanmasına ve haftalık ilaç fiyat düşüşlerinden kaynaklanan ekonomik kayıplarımızın engellenmesine,

yönelik çalışmalar inanarak, inandırarak yapılmalı ve bu konuda yapılan çalışmalar her yönü ile eczacı kamuoyu ile periyodik olarak paylaşılmalıdır.

Ülkemizde sağlık sistemi ile birlikte ilaç ve eczacılık alanında da ciddi değişimi hep birlikte yaşıyoruz. Özellikle hastaların sağlık hizmetlerine erişimi paralı hale gelirken, biz eczacılar da ilaç danışman kimliğimizden uzaklaşarak ilaçtan para kazanamaz duruma getirildik. Buradan hareketle Türk Eczacıları Birliği ve Eczacı Odası Başkanlarının katılımı ile Antalya’da yapılan Çalıştay’da konuşup tartıştığımız; eczacının bilimsel kimliğini öne çıkaracak ilaç danışmanlığı hizmetinden hasta takibine kadar; aldığı eğitimin, verdiği emeğin karşılığının eczane ekonomisine artı değer olarak döneceği ‘Eczacılıkta Meslek Hakkı Uygulaması’ gelecek hedefi olarak belirlenmeli ve bunu projelendirmek ve hayata geçirmek adına çalışmalar biran önce başlatılmalıdır.

Bununla birlikte mesleki tanımlarımızın içerisinde yer almayan, yapılan yasal düzenlemeler ile bir dayatma sonucu yapmak zorunda bırakıldığımız “muayene ücreti tahsildarlığı” na son verilmesi için girişimler yılmadan, yorulmadan sürdürülmeli ve mesleğimizin imajını bozan muayene ücreti tahsildarlığına son verilmelidir.

6308 sayılı yasa ilgili olarak ise, bizler bu yasa değişikliğini önemsiyor ve bir başarı olarak değerlendiriyoruz.

· Fakat yasaya ait yönetmeliğin aradan geçen uzun zamana rağmen çıkmaması,

· Yasa ile birlikte önümüzdeki 10 yıl içinde istihdam ile ilgili önlemler alınmadığı takdirde, bizleri işsiz 7-8 bin eczacı ile daha ciddi sorunların beklemesi,

· Ve genç eczacıların önümüzdeki süreçte ciddi mağduriyetler yaşayabilecek olmaları,

örgütsel tedbirler alma konusunda bizleri zorunlu kılıyor.

Yine bu konu ile ilgili olarak, çok önemsediğimiz, “Eczacılıkta Emeklilik” mutlaka projelendirilerek Odalarımızın görüşüne sunulmasının gerekliliğini sizlerle bir kez daha paylaşmak istiyorum.

Her ne kadar 22-24 Kasım 2012 tarihinde Afyonkarahisar’da yapılan bölgelerarası toplantısında atölye çalışmalarında tartışılmış olsa da, eczanelerimizde yaşanan etik bozulmalar önemli sıkıntılarımızdan birisi olmaya devam ediyor.

Tüm Türkiye’de olduğu gibi, bölgemizde de eczane ekonomilerinde yaşanan daralmaya paralel olarak etik bozulmalar çoğalmış, fakat yasal düzenlemeler çerçevesinde Eczacı Odalarımızın yaptığı denetlemelerde yeterli sonuca ulaşılamadığı gibi Haysiyet Divanları tarafından verilen cezalarda caydırıcı olmaktan uzak kalmıştır.

Aile Sağlığı Merkezleri ve Hastanelerle ilgili karşılaştığımız etik dışı uygulamalara açılan soruşturmalarda Halk Sağlığı Müdürlükleri’nin, Sağlık Müdürlükleri’nin ve Hastane Yönetimlerinin verdikleri destek oranında başarılı olabilmektedir. Bunun sonucu olarak da Eczacı Odalarımız mesleki etik kuralları dışındaki davranışlarla mücadelede yeterli başarıya ulaşamamaktadır.

Bu anlamda Eczacı Odalarımızın etik dışı davranışlar ile etkin mücadele noktasında başarılı olabilmeleri için hukuki zeminde gerekli düzenlemelerin yapılması sağlanmalı ve etik ve dürüst davranarak Eczacı Odaları ile paralel duruş sergileyen meslektaşlarımızın hakları mutlaka korunmalıdır diye düşünüyorum.

Sayın Divan

Değerli Meslektaşlarım

Sonuç olarak;

Sorunların ve çözümlerin merkezileştiği günümüzde,

Örgütlülüğün bütünsellik içerisinde algılanması gerektiğinden hareketle,

Yaşanan mesleki, ekonomik ve sosyal sorunların çözümünde,

Artık Türk Eczacıları Birliği’nin doğru tarif edilmesi ve doğru konumlanması gerektiğini düşünüyoruz.

Meslektaşlarının haklarını sonuna dek savunan,

Mesleki hak kayıplarına karşı duran,

Tabandan gelen seslere kulak veren,

Ekonomik ve örgütsel gücünün farkına varan ve bu güce güvenen,

Tüm eczacıları ve temsil edilen fikirleri kucaklayan ,

Eczacılık konusunda mesleki öngörü sahibi olan,

Sadece mesleğin değil toplumda ve dünyada süregelen sorunların çözümünü üzerine vazife edinen,

Bir Türk Eczacıları Birliği yönetim anlayışının gelenekselleşmesinin gerekliliğine inanıyoruz.

Karar alma mekanizmalarında aşağıdan yukarı bir örgütlenme biçimini benimseyen ve tüm Eczacı Odalarımızın katkısı ile oluşacak böylesi bir Türk Eczacıları Birliği ile acil çözüm bekleyen sorunlarımız çözülebilir diye düşünüyoruz.

Değerli Meslektaşlarım

Sözlerime son verirken;

Adana Eczacı Odası Yönetim Kurulu olarak bizler, hiçbir kişisel hesap ve kaygıya kapılmadan,

Tüm Eczacı Odaları’na kucak açacak,

Hep birlikte daha çok çalışacak, paylaşacak ve eczacılarımızın gelecek umutlarını yeşertecek,

Bir Türk Eczacıları Birliği’nin oluşturulması için üzerimize düşen tüm görev ve sorumlulukları yerine getirmeye hazır olduğumuzu huzurlarınız da bir kez daha tekrarlıyor,

Genel Kurulumuzun mesleğimiz adına aydınlık yarınlar getirmesini diliyor; barış ve hoşgörünün hayat bulduğu; demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan haklarının evrensel prensiplerinin yaşam alışkanlığına dönüştüğü yeni bir gelecek umuduyla hepinize saygılarımı sunuyorum.

Ecz. Ersun ÖZKAN

BAŞKAN