ARTIK YETER!!!

Değerli Meslektaşlarım,

Eylül ayında Eczacı Odalarımız ile başlayan ve Aralık ayında Türk Eczacıları Birliği Büyük Kongresi ile örgütlerimizde yaşanan seçim süreçlerini geride bıraktık.

Bu anlamda öncelikte Eczacı Odalarımızda ve Türk Eczacıları Birliğinde göreve seçilen tüm yöneticilerimizi kutluyor ve başarılar diliyorum. Gerçekten de iyi dileklerin ötesinde örgüt yöneticileri olarak artık eczacılar ve eczacılık adına başarılı olmaktan başka alternatifimizin olmadığı bir dönemi yaşıyoruz.

Hepinizin hatırlayacağı gibi 2009 sonrası ilaç ve eczacılık alanında yaşanan sıkıntılara paralel, eczacılarımızın yaşadığı sosyal ve ekonomik sıkıntıları ve bunların çözümlerini çok konuştuk ve paylaştık. Artık tespitlerden çok çözüme ve başarıya ulaşmak adına net bir tavır ve duruş sergilemek gerekiyor.

Yıllardır yaşanan ve yaşanmaya devam eden hak kayıpları ile birlikte eczacıların yaşadığı ekonomik çöküşte örgütler olarak yaşadığımız kararsızlık, zaman zaman kendimize, diğer odalara, eczacılara ve Türk Eczacıları Birliğine duyduğumuz güvensizlikten kaynaklı zafiyetlerimiz de önemli rol oynamıştır.

Yaşanan bu olumsuzluklara karşı olarak ortaya çıkan sessiz ve tepkisiz tablo, eczacıların yaşadığı umutsuzluğun ve karamsarlığın derinleşerek büyümesine neden olurken, eczacıları örgütlerinden ve örgütlü mücadeleden uzaklaştırarak kendi çıkışlarını arama noktasına taşımıştır.

Özellikle son dönem hayata geçirilen yasal düzenlemelerde eczacıların söz sahibi olamaması ve düzenlemeler sonucu eczacıların hak kayıplarının artarak devam etmesi, Eczacılar ve Eczaneler Hakkındaki Yönetmelik te yapılacak değişikliğinin hayata geçirilmeyişi, 2014 SGK Ek Protokolünün yapılamaması, 2015 SGK Protokolünün imzalanamaması ve Suriyeli Sığınmacı reçetelerinin karşılanmasına yönelik AFAD ın yasal mevzuatın aksine Türk Eczacıları Birliği ile protokol yapmaya yanaşmaması gibi örnekler yaşadığımız örgütsel zafiyetlerden de kaynaklı olarak ortaya çıkan olumsuzluklar olarak sıralanabilir.

Değerli meslektaşlarım,

Sağlıkta anlayışı artık dönüştürdüler. Doktoruyla, Hastanesiyle, Eczacısıyla, Eczanesiyle şimdi sıra bize geldi. Artık yeni anlayışın içerisinde var olabilmemiz mücadele gücümüze, direncimize ve farklılıklarımızı bir kenara bırakarak ortak mücadele yeteneğimiz ile doğru orantılı olarak ortaya çıkacak.

Başarıya ancak hep birlikte mücadele verdiğimiz taktirde ulaşabileceğimiz gibi başarısızlık halinde de ise hiç kimse paye verilmeyeceği ve hep birlikte bunun altında kalacağımız unutulmamalıdır.

Tıpkı önceki dönemlerde olduğu gibi 2016 SGK ilaç alım protokolü görüşmelerinde de ekonomik taleplerimizin ve Suriyeli mülteci reçetelerinin karşılanması sırasında Türk Eczacıları Birliğinin yok sayılmaya çalışılmasını da yıllardır olduğu gibi sadece ülkenin içinde bulunduğu siyasi ve ekonomik konjonktüre bağlamak yanlış olacaktır. Çünkü biliyoruz ki aynı konjonktürel şartlarda başta ilaç sanayi olmak üzere turizm ve başka sektörlere gerekli destekler verilmiştir.

Dolayısıyla bu gün bizlerin yapması gereken, iktidarı ve muhalefetiyle hep birlikte tıpkı yıllar önce olduğu gibi ARTIK YETER! diyebilmek ve başarısızlıktan medet ummadan el birliği ile birbirimize, odalarımıza ve tabii ki Türk Eczacıları Birliğine destek vermektir.

Bizler Adana Eczacı Odası Yöneticileri olarak mesleğimiz ve meslektaşlarımızın geleceği adına ARTIK YETER diyoruz.

Suriyeli Sığınmacı reçetelerinin karşılanması, teslimi, kontrolü ve ödemesi ile ilgili kaosun bitmesi adına Türk Eczacıları Birliği ile acilen protokol imzalanmasını,

2016 SGK ilaç alım protokolünde eczacılarımızın haklı taleplerinin karşılanarak imzalanmasını istiyoruz.

Aksi taktirde ECZANE ISKONTOSUZ, KAMU KURUM İSKONTOSUZ , MUAYENE ÜCRETSİZ, SAĞLIK UYGULAMA TEBLİĞSİZ , MEDULASIZ VE KESİNTİSİZ yeni bir dönemde tüm eczacıların daha mutlu ve sağlıklı olacağını düşünüyoruz.